Bilim, Sağlık ve Teknoloji

Yorum yapın

Esra Öz ile Bilim Sohbetleri

 


Esra Öz ile Bilim Sohbetleri

Bilim severlerin buluşma adresi ✨ Bilimi üretenlerden öğrenmeye devam ediyoruz ✨

Merhabalar ben Esra Öz 15 yıldır bilim sağlık ve teknoloji haberciliği yapıyorum. İki yılı aşkın süredir YouTube kanalımdan dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanları ve uzmanlarla yaptıkları çalışmaları konuşuyoruz. Etik, objektif, kanıta dayalı ve güvenilir bir şekilde bu araştırmaları sizlere sade ve eğlenceli bir şekilde aktarmaya çalışıyorum.

Bilim dünyasında büyük ses getiren bu çalışmaları yapanlardan öğrenerek sizlere farklı vizyonlar kazandırmayı hedefliyorum.

Bilim sağlık ve teknolojiye dair ilginiz varsa, yenilikleri öğrenmek ve  dünyadaki gelişmelerden haberdar olmak istiyorsanız YouTube kanalıma beklerim. Her hafta birbirinden farklı konu ve konuklarla yeni gelişmelerle karşınızda olmaya devam edeceğim


https://www.youtube.com/c/FEsraOz 



Hello there, science lovers 

I’m Esra Oz, and I’ve been a health, science, and technology journalist for the past 15 years. We’ve been talking with scientists and experts from all over the world on my YouTube channel about their work.

 I’m attempting  to explain these findings to you in an easy and enjoyable  manner that is ethical, impartial  evidence-based, and reliable. By learning from those who have had a significant impact in the scientific world, I hope to give you   a variety  of perspectives. 

If you’re interested in science, health, or technology, or if you want to stay up to date on breakthroughs  and worldwide developments, please subscribe to my YouTube channel. I’ll keep you updated on new developments, including diverse topics and guests.


My English Youtube Channel


Bilim, Bilim iletişimi, Bilim Sohbetleri, Esra Öz kategorisine gönderildi | Yorum yapın

SADELİK AKIMI OCCAM’IN USTURASI MI?

Geçtiğimiz günlerde dizi önerileri sorduğumda ısrarla Fringe izlememi söyleyenler oldu. Uzun zamandır başlayıp tamamlayamadığım ilk bölüm ile seriye başladım. Dizinin birinci sezon 3. bölümde şu replik ilgimi çekti:

Occam’ın Usturası, “Her şeyin eşit olduğu bir ortamda en basit çözüm akla yatkın olandır.”

Devamında konuyu araştırmaya başladım. Bu ara aklımın bir tarafında sürekli dolaşan bir konu ile ilgili parçalar birleşmeye başladı. Bunun ne olduğunu sonra söyleyeceğim… 

Bilimsel düşüncede önemli yeri olduğu söylenen Occam’ın Usturası, 14. yüzyıl filozofu Ockham’lı William tarafından ortaya atılmış.

En kısa haliyle tanımı, şartlar aynı olduğunda basit olan seçenek tercih ediliyor. 

Aslında habercilikte bizim çok sıklıkla kullandığımız yöntemin bir başka şekilde dile getirilmesi. Ne kadar sade, anlaşılır ve kısa haber yazarsanız o kadar iyi haber yazarsınız. 

Tabii eleştirel düşünce ve doğru parçaların doğru yerde olması önemli. Kaynakların verimli kullanılıp, doğru parçaları birleştirip nitelikli bir iş çıkartılması işin kalitesini artırıyor. Ustura kavramı da bundan geliyor, fazla ve karışık olanları atmak gerekiyor.  

Eleştirel düşünce ve rasyonel bakış açısına örnek olarak Dörtlerin İmzası’ında Sherlock Holmes’un  söylediği cümle işi özetliyor sanki:

“Olanaksız olanları saf dışı ettiğinizde, geriye kalan, ne kadar olasılık dışı görünse de, gerçeğin ta kendisidir.”
Köşe Yazılarım, Medya kategorisine gönderildi | Yorum yapın

ÇOCUK PSİKOLOJİSİNİN MEDYA İLE İMTİHANI NASIL SONUÇLANACAK?

Ülkemizde çocuk yetiştirilmesi konusunda çok farklı fikirlerle karşılaşıyoruz. Bebek , çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisini kapsayan alanda medyada konuşan, yazan ve reyting alan hep aynı isimler oluyor. Peki bu durum aslında nasıl olmalı?

Bebek, çocuk, ergen ve yetişkin psikolojilerinin her biri ayrı uzmanlık gerektiriyor. Medyaya baktığımızda hep aynı yüzleri görüyoruz. Bu kişiler o kadar gelişmişler ki, kanaldan kanala koşarken uzmanlık alanları da o oranda genişliyor.

Öncelikle şunu lütfen bilin! İsminin önünde her Prof., Doç. ya da Dr. yazan kişi, bebeklikten yetişkinliğe uzanan geniş alanda her konuda konuşamaz.

Çocuk yetiştirme konusunda psikoloji kadar psikiyatri de önemli olduğu için, “Psikiyatri nedir?” sorusunun yanıtı Türkiye Psikiyatri Derneği’nin sitesinden aldım:

Psikiyatri bir tıp dalıdır. Başlıca ilgi alanı beyin hastalıklarıdır. Bu alanda günlük dilde akıl hastalığı, ruh hastalığı, sinirlilik halleri, … denilen durumlar yer alır. Bu hastalıklar düşünce, davranış, duygu değişiklikleri ile kendini gösterir. Psikiyatri bu hastalıkların tanı ve tedavileriyle uğraşır.” 

Bunun dışında sitede bazı soruların yanıtları da yer alsa da yeterli düzeyde bilgi içeren bir site değil.  Halka yönelik daha doyurucu ve görsel destekli şekilde yapılmalı.

Türkiye Çocuk ve Genç Psikiyatri Derneği’nin sitesinde temel düzeyde bilgilere ulaşmak bile mümkün değil.

Mesela; “Çocuk psikiyatrisi nedir? Çocuk psikiyatri uzmanı kime denir? Çocuk Psikiyatrisi Ne Yapar? Çocuk Psikiyatrisi Hangi Hastalıklara Bakar? Kaç Yaş Aralığındaki Çocuklarla İlgilenir?” gibi temel düzeydeki soruların yanıtları bile yer almıyor. Buna çocuk psikolojisi konusunu da ekleyelim.

Peki insanlar kime, nasıl güvenebilir?

Yol gösteren haritaları ellerinde yok. Medyada sürekli aynı isimler, beyinlerine kazınıyor. Buna dijital platformlar ve kitaplar da ekleniyor. Bu kaostan çıkış yok mu?

Tabii ki var. Hadi çözüm yoluna kısaca bakalım.

Çocuk psikiyatrisi ve psikolojisiyle ilgili bilgi veren kişilerin öncelikle bu alanda branşlaşmış uzmanlar olması gerekiyor.

Çocuk psikiyatristi ekibin lideri gibidir. Çünkü, hekimlerin yanında pedagog ve çocuk psikologları çalışır.

Birinci olarak, çocuğun bir sorunu olduğundan şüphelenince bir psikoloğa götürülür. Psikolog değerlendirir, davranış değişiklikleriyle, telkinle ve bazı yönlendirmelerle sorun çözülür mü diye bakar. Eğer çözemezse psikiyatriste yönlendirir.

İkinci aşamada da psikiyatristlerin istediği bazı testleri psikologlar gerçekleştirir. Değerlendirmeyi psikiyatrist yapar.

Lütfen sağlık okuryazarlığı ve medya okuryazarlığı konusunda daha çok bilgi edinmeye çalışın. Daha sağlıklı yaşamak ve bilinçli birey olmak sizin elinizde…

Çocuk, Çocuk psikiyatrisi, Çocuk Psikolojisi, Köşe Yazılarım, Medya, Medya okuryazarlığı, Sağlık Okuryazarlığı kategorisine gönderildi | Yorum yapın

BİLİM İNSANLARI ZAMANI GERİYE ALDI MI?

Geçtiğimiz günlerde, “Bilim insanları kuantum bilgisayarıyla yapılan deneyde ‘zamanı geriye aldı‘” başlıklı haberle birlikte herkesin hayali olan bir konu konuşulmaya başladı.

Bilimsel ve akademik bir dergi olan ‘Scientific Reports’ta yayımlanan araştırmanın makalesi kaynak gösterildi.

Bilim haberciliğinde ilerleme var, artık insanlar makaleleri kaynak gösteriyor ne güzel diye düşünerek sevinmeye başlamıştım ki, mutluluğum kısa sürdü.

Tüm dünyada manşetler inanılmaz şekilde atıldı.

Peki aslında durum neydi?

Gerçekte olan ise, bilim insanları zamanı geriye almadılar, kuantum bilgisayarla zamanın tersine çevrilmesini simüle etmişlerdi!

Geleceğe Dönüş filminden hatırlarız, herkesin böyle bir hayali vardır.  Ancak gerçek öyle olmuyor.

Bu tür başlıklar insanların bilime olan bakışına zarar veriyor. Sansasyonel süsleme ile gerçek arasındaki uçurum arttıkça, bilim, sağlık ve teknoloji haberlerindeki bilgi kirliliği de artıyor. Lütfen okuduklarınıza inanmadan önce araştırın.

Bilim, Dijital medya okuryazarlığı, Köşe Yazılarım, Medya, Medya okuryazarlığı, Teknoloji kategorisine gönderildi | Yorum yapın

2018 YILININ EN İYİ 7 TIBBİ KEŞFİ

2018 yılında sağlık alanında yenilikleri farklı alanlardaki seçilmiş listelerden derledim. Bu listelerde yer alan bazı seçenekleri o alandaki uzmanlardan görüş alarak zenginleştirmeye çalıştım.

Dünyaca ünlü Cleveland Clinic her yıl olduğu gibi 2018 yılında da medikal alana damgasını vuran buluşları seçti.  Bu buluşların 2019 yılında tıbbi alanda büyük ses getirmesi hedefleniyor.  12 yıllık Prix Galien USA Ödülleri için 2018’in en iyi tıbbi teknolojisine aday gösterilenler açıklandı.  Ayrıca American Certification Agency tarafından açıklanan sağlık alanındaki gelişmelerden de ilgi çekici olanları hazırladığım listeye ekledim.

İşte ilgi çekici olmasına göre ilk 7’ye giren buluşlar şöyle sıralanıyor.

1. 3D Yazıcı ile Hastaya Özgü Ürünler
3D yazıcı teknolojisini kullanarak, tıbbi cihazlar artık bir hastaya özel olarak üretilebilecek.  Hastaya özgü boyutlardan modellenen cihazlar, belirli tıbbi gereksinimleri karşılayan hastalarda vücut tarafından daha fazla kabul görmeyi sağlayacak.  3D yazıcı ile sağlanan çok yönlülük, hastalara en gelişmiş bakımı sunarken aynı zamanda komplikasyon riskini en aza indirebilecek. Bu alanda en önemli çalışmalar, vücut dışı protezler, kafatası implantları ve ortopedik implantlar, ayrıca hava yolunu daraltan hastalıklar için özelleştirilmiş hava yolu stentlerini kapsıyor. Teknoloji ayrıca cerrahi planlamada yardımcı oluyor. 

Silikon Vadisi’nde Auris Health firmasında cerrahi robotlar için algoritmalar geliştiren Dr. Elif Ayvalı, “2016 yılı itibariyle Food and Drug Administration (Amerika’daki Sağlık Bakanlığı), medikal cihaz ve implantların üretiminde 3D yazıcı kullanan ürünlerin başvurularını değerlendirmeye başladı” dedi. 

3D yazıcı alanındaki gelişmelere dair Ayvalı şu değerlendirmede bulundu: “Cerrahların ameliyat öncesinde detaylı planlama ve pratik yapabilmeleri için hastaya özgü anatomik modellerin 3D yazıcı teknolojisi ile modelinin oluşturulması yaygınlaştı. Zor ameliyatlar öncesi cerrahlar farklı cerrahi teknikleri kolayca test edip, hastaya özgü plan yapabiliyorlar.  Aynı şekilde çene ve diz ameliyatlarında kullanılan hastaya özgü destek malzemeleri yaygın olarak 3D yazıcı ile elde ediliyor artık.”
2. Yapay zekânın sağlık sektöründe ortaya çıkışı
İnsanlığıngeleceği için bir tehdit olarak düşünenler olsa da yapay zeka (AI) günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Sağlık hizmetlerinde, AI karar destek, görüntü analizi ve hasta tirajındaki uygulamalarıyla sistemi destekliyor. Yapay zeka, hekimlerin hastaların tıbbi görüntülerini kolayca incelemelerine ve daha iyi karar vermelerine yardımcı olurken, hekimlerin yaşadığı yorgunluğu da azaltıyor.

Örneğin, bu algoritmalar tıbbi görüntülerdeki sorunlu bölgelere dikkat çekip, tarama sürecine yardımcı olabiliyorlar. Ayrıca, hasta güvenliği açısından klinikler arası farklılıkları azaltıp, ayni testlerin tekrarlanmasını engelleyebilmeye yardımcı olabiliyorlar. AI, hekimlerin elektronik kayıt  sistemi içindeki çok sayıdaki veriyi hızlı bir şekilde yorumlayabilmesine yardımcı oluyor.

Dr. Elif Ayvalı
Bu sene yapay zeka alanındaki gelişmelerin yarattığı dalganın tıp alanındaki gelişmelere de yansıdığını dile getiren Dr. Elif Ayvalı, “Bu sene yapay zeka uygulamaları daha çok radyoloji, cerrahi proseslerin optimizasyonu ve hasta durumunun gözlemlenmesi konularına odaklandı.  Bu teknolojilerin geliştirilmesi ve hastanelerde yerini alabilmesi için ilk adım var olan verilerin dijitalleştirilmesi ve yeni verilerin toplanması. Bu yüzden, firmalar ve araştırma hastaneleri arasında ortaklık anlaşmaları imzalanmaya başladı. Cleveland Klinik ve Watson isimli yapay zeka programını geliştiren IBM arasındaki ortaklık buna bir örnek. Hastaların verilerini kaydeden ve ameliyathaneyi gözlemleyen sistemler hastanelere yerleştirilmeye başlanıyor” diye konuştu.
3 . Tıp Eğitimi için Sanal ve Karma Gerçeklik
Sanal ve karmagerçeklik, simüle edilmiş ve karma ortamları oluşturmak için bilgisayar teknolojisinin kullanımını içerir. Sanal gerçeklik ve karma gerçeklik, popüler bilgisayar oyunlarında, geleceğe yönelik efektlerle kitleleri büyülüyorlar. Ancak VR / MR teknolojisinin uygulama alanları oyunlarla kısıtlı değil. Son zamanlarda bu gerçeklik sistemleri becerilerini geliştirmek isteyen sağlık profesyonellerinin ilgisini çekti.  Artık geleneksel hale gelen simülasyon tıp eğitimini, popüler olan VR / MR programlarıyla geliştirilmesi hedefleniyor.   

Sanal gerçeklik robotik cerrahilerin simülasyonunda ve genel cerrahi eğitiminde   kullanılmaya başlandığını belirten Dr. Elif Ayvalı, şunları söyledi: “Sanal gerçeklik eğitimi, özellikle 2018 yılında Cleveland Klinik’in önderliğinde kurulmaya başlanan 515 milyon dolarlık sağlık eğitimi kampüsünde tıp öğrencilerinin eğitiminde kullanılacak. Bu sene diğer büyük gelişmelerden biri de Amerika’da Sağlık Bakanlığı’nın Microsoft Hololens’in cerrahi operasyonlarda arttırılmış gerçeklik (AR) için kullanılmasına onay vermesi oldu.  Cerrahlar ameliyat bölgesinin hologramını 3 boyutlu olarak görebilecekler. Ameliyat öncesi verilere erişebilmek için ayrı bir ekrana bakmaları gerekmeyecek. Bu uygulamanın ilk örneklerinin omurilik ameliyatlarında olması bekleniyor.”

4. Robotik Cerrahide İnovasyon
Bugün yapılan çoğu ameliyat, bilimin el verdiği en kısa sürede ve en az hasarla yapılabiliyor. Cerrahi alanda bu adaptasyon kısmen cerrahin robotlarla bütünleşmesi ile ortaya çıktı. Ameliyathanedeki robotlar cerrahlara aşırı hassasiyet için rehberlik ediyor. Günümüzde robotlar, cerrahi alanda omurgadan endovasküler işlemlere kadar her yerde kullanılıyor. Minimal hasarlı robotik cerrahi, hastaların konforu açısından büyük destek sağlıyor. Hastaların, kısa zamanda iyileşmesine yardımcı olurken, ameliyat sonrası daha az ağrı duymaları da bu yöntemin faydalarından sadece birkaçı olarak sıralanıyor.     

Cerrahi robotların ameliyatın dokulara zarar vermeden hassas bir şekilde yapılabilmesine imkan tanıdığını söyleyen Dr. Elif Ayvalı,  “Ayrıca elle kontrol edilen enstrümanların erişemediği yerlere erişilebilmesini sağlıyor. Artık robotları ameliyathanelerde görmeye şaşırmamalıyız.  Cerrahi robot üreten firmaların ve robotikleştirilen cerrahi operasyonların sayısında her gecen yıl daha da artış olacak. Yapay zeka ve sanal gerçeklik konusundaki gelişmeler, robotik cerrahide yeni bir dalga yaratmaya başladı. Robotik sistemler cerrahın farkındalığını arttıran, karar vermesine yardımcı olan zeki asistanlara dönüşecekler” şeklinde konuştu.

5. Kişisel Robotlar
Bu yıl kişiselsağlık robotları, romatoid artrit, kalp yetmezliği ve  geç evre böbrek hastalığı gibi kronik hastalıkları yönetmelerine yardımcı olmak için hastaların evlerine kullanılmaya başladı. Bu robotlar, ilaç kullanımının izlenmesini, hastaların doktor sırasını takip etmeleri için motive ediyor ve gerektiğinde doktor veya eczacılarla bağlantı kurmasını sağlıyor. 

Dr. Çetin Meriçli


Carnegie Mellon Üniversitesi’nden Dr. Çetin Meriçli, şu yorumda bulundu: “Bu robotlar ayrıca yalnız yaşayan yaşlı insanları sohbet etmeye yönlendirerek ve çeşitli aktiviteler örneğin çok eski şarkıları birlikte söylemek gibi özellikle demans hastalarının zihinsel egzersiz yapmalarını sağlıyor. Bu kişilerin yalnızlık nedeni ile ruh hallerinin olumsuz etkilenmesini engellemeyi hedefliyor. Kişisel robotlar, özellikle otizimli çocukların eğitimlerinde de bir iletişim aracı olarak kullanılıyor.”

6. Sürekli Glikoz İzleme Sistemi
Sürekliglikoz izleme sistemi diyabet hastalarında şeker ölçüm cihazlarını artık rafa kaldırıyor. Parmak ucundan bir damla kanla, kan şekerini ölçen ölçüm çubukları ve cihazları yerini artık sürekli glikoz ölçüm sistemlerine bırakıyor. Bu cihazlar genellikle hastanın üst koluna ya da karın kısmına hasta tarafından yerleştiriliyor. Hastalar, her 10 -14 günde bir demir para büyüklüğündeki cihazı değiştirerek parmak ucundan kan şekerine bakmaya gerek kalmadan, kan şekerlerini kontrol edebiliyorlar. Aynı zamanda değerleri hasta sevdikleriyle ya da doktoruyla da paylaşabiliyor. Sonuçlar ayrıntılı olarak analiz edilebiliyor. Bu sistemlerin bir diğer avantajı da bu sistemlerde hasta akıllı telefon ya da saatinden kan şekeri seviyesini sürekli takip edebiliyor. Kan şekerinin artması ya da azalmasında hastaya uyarı yapabiliyor. Ayrıca cilt altına yerleştirilebilen 6 aya kadar kan şekerini ölçen glikoz sensör sistemleri de kullanıma girdi.  

Dr. Halis Kaan Aktürk
Colorado Üniversitesi Barbara Davis Diyabet ve Diyabet Araştırmaları Merkezinden Dr. Halis Kaan Aktürk, bu yeni teknoloji ile ilgili şunları söyledi: “Sürekli glikoz izleme sistemleri Amerika’da artık çok yaygın şekilde kullanılıyor. Özellikle tip 1 diyabette akıllı insülin pompaları, yapay pankreas ile birlikte kullanılabileceği gibi insülin enjeksiyonu kullanan hastalarda da sonuç alınabiliyor. Bu sürekli glikoz izleme sistemlerinin yaygın kullanılmasıyla birlikte hastalar, kan şekerlerine akıllı telefonlarından ve saatlerinden ulaşabiliyor. Bu bilgiler periyodik olarak doktorları tarafından kontrol ediliyor. Bu sayede hastalar artık kan şekerinin birden düşmesi ya da artması gibi çok ciddi problemlerden korunuyorlar. Özellikle tip 1 diyabet hastaları ömür boyu insülin kullanmak zorunda oldukları için, kan şekerinin düzenli olarak takip edilmesi hayati bir önem taşıyor. Ayrıca insülin kullanan tip 2 diyabet hastalarında da bu cihazlar kullanılabilir.”

7- Hastaneye Gitmeden Önce İnme Tanısı için Vizör
İskemik inmelerden daha az görülmesine rağmen, kanın beyindeki yırtılmış bir kan damarından kaçmasına bağlı (hemorajik) inmeler, inme ölümlerinin yaklaşık yüzde 40’ından sorumludur. Kontrolsüz kanama, beynin şişmesine ve hasar görmesine neden olabileceğinden, etkili tedavi için hızlı tanı hayati önem taşır. Tanıyı hızlandırmak için sağlık çalışanları, beyindeki kanamayı tespit edebilen kanama tarama siperi gibi yeni ve gelişmiş teknolojiler kullanıyor. Hastaneye gitmeden önce etkin bir tanı aracı olan hemoraji taraması, tanı ve tedavi için önemli ölçüde zamanı kazandırıyor.   
Digital Age, Robot, Sağlık, Teknoloji, Tıp, Yapay zeka kategorisine gönderildi | Yorum yapın

42

Efsanevi beyzbol oyuncusu Jackie Robinson’un etkileyici hikayesi konu alınıyor. 
🔹Robinson Brooklyn Dodgers’a katıldıktan sonra Amerikan Beyzbol Ligi’nin renk engelini aştı.

🔹Büyük liglerdeki renk engelini aşan ilk siyahi adam.

🔹Öfkeni kontrol et ve işinde en iyisi ol! 
🔹Farklı olmak, iyi iş yapmaya engel değildir.
🔹Engeller aşılmak için vardır.
🔹Sevdiklerimizin yanında olursak, aşamayacakları engel kalmaz.
🔹Gazetecileri bu kadar irrite edici kurgulamasalar süper olur. Nitelikli ve işini aşkla yapan gazeteciler gösterilmeli. 
🔹Hedefine ulaşmak için her türlü engelle mücadele etmenin ve tarih yazmanın gerçek hikayesini izlemek için bu film kaçmaz!

Filmler, İzlediğim filmler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

ANILARINIZIN AYARLARIYLA OYNAYANLARA KARŞI DİKKAT EDİN

görsel kaynağı
İlginç çalışmalar yapan Psikolog Elizabeth Loftus ile tanışmaya hazır mısınız? Kendisi  doğru ve  yanlış anılar üzerine çalışıyor.  

Loftus insanların unuttukları konular üzerinde değil tam tersine, insanların hatırladıkları konular üzerinde çalışan Loftus, sahte anılar üzerinde çalışıyor.

Ne yazık ki, Steve Titus birinin sahte anısı yüzünden hapse giren tek kişi değil. Amerika’da bir projede, 300 masum kişiden bilgi toplandı. İşlemedikleri bir suç yüzünden hapis yatan 300 kişi Bu suçlar yüzünden 10,20,30 yıl boyunca hapiste yattılar ve şimdi DNA testi onların masum olduğunu kanıtladı. Bu davalar incelendiğinde, dörtte üçü görgü tanıklarının sahte anıları yüzünden kaynaklanıyordu.

Kurgulayıcı bellek sürecini incelemeye 1970’lerde başlayan Loftus, yaptığı deneylerde insanlara kurgulanmış sahte suç ve kazalar göstererek onlara bu konuda neler hatırladıklarını sordu. Bir araştırmada insanlara kurgulanmış bir kaza gösterdi arabaların çarpıştığı esnada ne kadar hızlı gittiğini sordu. Bazı insanlara da arabaların birbirine girdiği anda ne kadar hızlı gittiğini sordu. Birbirine girdiği anda dediği zaman, görgü tanıkları arabaların daha hızlı gittiklerini söylediler, dahası, soruyu bu şekilde sormak kaza mahallinde kırık cam olmamasına rağmen insanları kırık cam gördüklerini söylemeye yöneltti. 

Psikolog Elizabeth Loftus, ilginç çalışmalar yapıyor ve şunu söylüyor: “Gerçek hayatta yanlış bilgilendirme her yerde. Yanlış bilgiyi sadece sadece bize imalı bir şekilde sorulduğunda değil, kasten veya bilinçsizce bize yalan yanlış bilgi veren diğer görgü tanıklarıyla konuştuğumuzda veya medyada daha önce yaşamış olabileceğimiz bir olayın yer aldığını gördüğümüzde de edinebiliriz. Bütün bunlar anılarımızın bozulmasına yol açar.” 

Kendisinin yayınlanmış birçok kitabı var. Henüz dilimize çevrilmemiş olsa da farklı kaynaklarda araştırmaları yer alıyor. Dönem dönem diğer çalışmalarına da değineceğim. Loftus, işini çok severek yapıyor, bu uğurda da büyük mücadeleler veriyor. 


Beyin, Beyin Kitapları, Köşe Yazılarım, Nörobilim, Sinir Bilim, Yaşanmış Hikayeler kategorisine gönderildi | Yorum yapın

ROBOT VE YAPAY ZEKA İLE İLGİLİ HURAFELER VE GERÇEKLER

Kanalım, Robot, Video, Yapay zeka kategorisine gönderildi | Yorum yapın

PSİKOPAT BEYNİNİ SEVGİYLE EĞİTEN NÖROBİLİMCİ

Bugün sizlere sevginin insanların beynini nasıl değiştirdiğini anlatacağım. California Üniversitesi’nde 35 yılı aşkın bir zamandır davranış üzerinde çalışan nörobilimci profesör Jim Fallon, bir gün bir meslektaşı psikopat katillere ait bir grup beyni incelemesini istedi.

2005 yılında seri katillerin beyin taramalarını inceleyerek “Nasıl psikopat bir katile dönüşür?” sorusunun peşine düşen Fallon, insan beyinlerinden yaklaşık 70 tanesine baktı ve birtakım verilerle karşılaştı. 

Şizofreni, depresif insanlar, katillerin PET taramalarının yanı sıra Alzheimer ile ilgili başka bir araştırma için ailesinin ve kendisinin olduğu beyin görüntüleri masanın diğer tarafında duruyordu. Bir beyin taramasına baktığında Fallon, empati, ahlak ve irade ile alakalı olan beyin bölgelerinin faaliyetinin çok düşük olduğunu tespit etti. Görüntüden emin olamadığı için ilk olarak PET makinesinde bir problem olduğunu düşündü. Teknisyenle birlikte kontrol ettiğinde bir sorun olmadığını anladı. 

Devamında ise bu görüntünün kime ait olduğunu anlamak için baktığında ise, hayatının şokunu yaşadı. Psikopat beyin kendisine aitti!   

Bu süreçte hayatının şokunu yaşayan Fallon, bu durumu daha da yakından araştırmaya başladı.
Beyin hasarı ve çevresel koşullar ile bunların nasıl birbiriyle bağlantılı olduğuna bakarken, bir psikopat ve de bir katil haline gelmek hasarın tam olarak ne zaman oluştuğuna bağlıdır. Farklı türden beyin hasarları vardı. Burada önemli olan şey majör şiddet genleri, MAO-A geni olarak bilinir.
Bu gen toplumda çeşitlilik gösterir. 

Aranızdan bazılarında bu var ve bu cinsiyetle bağlantılı X kromozomunda yer alıyor ve bu yüzden bunu yalnızca annenizden alabiliyorsunuz. Aslında muhtemelen psikopat katillerin çoğunlukla erkeklerden oluşmasının ve oldukça agresif olmalarının sebebi bu. Çünkü bir kız çocuğu hem babadan bir X kromozomu hem de anneden bir X kromozomu alır, böylece nötrleşir. Ancak erkek çocuk yalnızca annesinden X kromozomunu alır.

Böylece anneden oğula geçmiş olur. Bu gelişim sırasında aşırı serotonin salınımı ile bağlantılıdır ki bu da oldukça ilginç çünkü serotonin normalde sakinleştirip rahatlatmayı gerekir. Ancak eğer bu gene sahipseniz, ana rahminde beyniniz bununla yıkanıyor. Böylece tüm beyniniz serotonine karşı duyarsızlaşıyor. Bu yüzden daha sonraları bir işe yaramıyor.

Bu gene sahipseniz ve oldukça fazla şiddet görmüşseniz belirli bir durumda, bu tam anlamıyla felakete davetiye çıkartabiliyor.

Fallon, bilimsel araştırmaların yanı sıra ailesinin soyağacı New York’a ilk yerleşenlerden ünlü Cornell ailesine kadar uzandığını öğrendi. 1892 yılında anne ve babasını balta ile öldüren Lizzie Borden’da dahil olmak üzere toplam yedi katil bulunduğunu annesi ile şu konuşmada öğrendi.

Annesi ona, “Etrafta psikopat katillerle ilgili konuşmalar yaptığını duydum ve kendinden sanki normal bir ailedenmiş gibi bahsediyormuşsun.” dedi.

Buna yanıt olarak, “Sen neden bahsediyorsun?”

“Hem iyi hem de kötü haberlerim var. Kuzenlerinden biri Cornell Üniversitesi’nin kurucusu olan Ezra Cornell. Kötü haberse; Lizzi Borden da kuzenlerinden biri.” diye yanıtladı annesi.

  “İyi, hoş bizim de bir Lizzi’miz varmış. Ne olmuş?” dedi.

O da ” Hayır” dedi, “Daha kötü. Şu kitabı oku.”

Bu kitap; “Tuhaf bir şekilde Öldü”, tarihi bir kitaptı ve annesini öldüren ilk adam Fallon’ın büyük-büyük-büyük-büyük-büyük-büyükbabasıydı. Bu ilk anne cinayeti vakasıydı ve kitap oldukça ilginçti çünkü cadı avlarından ve insanların o zamanlar nasıl eğitildiğinden bahsediyordu.

Ama burada bitmiyor tabi. Babasının tarafında 7 erkek daha vardı, o zamandan itibaren, Cornell’ların hepsi katil olmuşlardı. Babasının kendisi ve üç kardeşi II. Dünya Savaşı’nda savaşa katılmaya karşıydılar.

Mutlu ve sevgi dolu bir çocukluk dönemi yaşayan Fallon,  psikopat olmak yerine kendisini geliştirmişti. Yaşadıklarını saklamak yerine her yerde anlatan Fallon, “İçimdeki Psikopat” (The Psychopath Inside) isimli bir de kitap yazdı.
Beyin, Beyin Kitapları, Köşe Yazılarım, Nörobilim, Nöroloji, Yaşanmış Hikayeler kategorisine gönderildi | Yorum yapın