BEYİN MERAK OKLARI HEDEFİNE ULAŞIYOR

Beyinle ilgili bilmek istediğiniz birçok bilginin yer aldığı kitap “Fraktal Düşünceler” Doç. Dr. Sinan Canan, tarafından herkesin okuyabileceği bir dille hazırlandı. Kitapta, “Lisan nedir?”, “Yeni paranoyamız: zihin kontrolü”, “Tıbbın dil yarası”, “Evlilik aşk’ı öldürür mü?”, Ne istiyorsunuz? gibi başlıklar yer alıyor.
Ülkemizde nörobilim alanında çalışan ve bu alanda “Fraktal Düşünceler” kitabıyla beyin araştırmalarına farklı bir boyut kazandıran Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sinan Canan, kitabında beyin ile ilgili merak edilen birçok konuyu ele alarak açıklıyor. Kitap, anlaşılır bir dille hazırlandığı için herkesin okuyabileceği şekilde yazdığını kaydeden Canan, “bir bilim adamının ilginç bulduğu meseleler hakkındaki düşünceleri”ni ele aldığını söylüyor. Kitapta, “Lisan nedir?”, “Yeni paranoyamız: zihin kontrolü”, “Tıbbın dil yarası”, “Evlilik aşk’ı öldürür mü?”, Ne istiyorsunuz? gibi başlıklar yer alıyor.
‘Sesin Rengi’ ve ‘Ağrının Sesi’
Kitapta Doç. Dr. Sinan Canan şunları söylüyor: “Şimdi, ilk okuyuşta garip gelebilecek bir düşünce deneyi yapalım: Gerçekte mümkün olmamasına rağmen, örneğin görme sinyallerini beyne taşıyan görme sinirlerini, normalde gittikleri yer olan beynin arka lobundan çıkartıp, tat almayla ilgili beyin bölgesine bağladığımızı düşünelim. Bu durumda ne olur? Gözünüzden ışık uyarıları ile oluşturulan elektriksel sinyaller, tat bölgesine giderek sizde ‘değişik tad’ hisleri uyandıracaktır! Bütün duyular için aynı düşünce deneyini yapabilirsiniz. Yani gerçekte bu deneyi yapmak mümkün olsaydı, ‘sesin rengini’, ‘ağrının sesini’, ‘kelimelerin tadını’ vb.. hissedebilecektik…”
“İki başlı bebekler doğduğu zaman hayret ediyoruz; bir insanın dünyaya gelmesi çok sıradanmış gibi…
Bungee-jumping gibi uç sporları yapanlara hayret ediyoruz; tavanda yürüyen sinek basit bir iş yapıyormuş gibi…
Bilgisayar dünyasındaki gelişmelere hayret ediyoruz; hepsinin çıktığı yer olan beynimiz çok basitmiş gibi.”
Doç. Dr. Sinan Canan, “Fraktal Düşünceler” kitabı hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı.
Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1972 Ankara doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nü bitirdikten sonra yüksek lisans ve doktoramı sırasıyla Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji-Embriyoloji ve Fizyoloji bölümlerinde tamamladım ve ardından Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Bölümü’nde 5 yıl, Turgut Özal Üniversitesi’nde 1 yıl çalıştım. Şu anda Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’nda doçent olarak çalışıyorum. Buraya kadar olan bölüm akademik özgeçmiş; onun dışında evli, üç çocuk babası ve çocukluk meraklarını unutmamaya çalışan birisiyim. Bilimsel faaliyetler dışında amatör fotoğrafçılık, rock müzik ve internet yayıncılığı ile uğraşırım.
Kitabınızın adından başlayalım; neden böylesine zor anlaşılır bir isim koydunuz?
Kitaba isim koyarken bu kadar anlaşılmaz olmak niyetinde değildim ama yayınlandıktan sonra sanırım bana en çok sorulan soru bu oldu. Aslında bu ismi seçerken, kitabın ilk taslağında olan ama daha sonra çıkarttığım bir bölüm vardı. Bu bölüm, kitapta var olan fraktal geometri ile ilgili bölümden sonra “düşüncenin fraktal yapısı” üzerine bir denemeydi. O yazıda, düşünce zincirimizin bilgisayardaki kayıtlar gibi olmadığını; adeta fraktal geometrideki biçimler gibi, detaylara inildikçe karmaşıklığın ve bilginin arttığı bir yapıda olmasından hareketle, bunun beyindeki olası mekanizmalarını tartışıyordum. Genel okuyucuya bu haliyle oldukça ağır gelebilecek bu bölümü çıkartmış olmama rağmen, “Fraktal Düşünce” kavramı kitaba isim olarak kaldı. Açıkçası ben memnunum ama sebebini anlatırken biraz zorlanıyorum.
Kitabınızı yazmanızdaki etken nedir?
“Fraktal Düşünceler” adlı kitabımdaki yazıları yıllar boyunca sinancanan.net internet adresimde ve Haber Ajanda adlı aylık haber dergisinde yazdığım yazılardan ortaya çıktı. Yıllar içinde bilim ve düşünce üzerine yazdığım yazıları belli bir konsept içinde toplama fikri ortaya çıkınca oturup üç ana başlık belirledim ve yazılarımı bir araya toplayarak hepsini gözden geçirdim. Özellikle bilim ve kaos teorisine ilişkin kısımların üzerinde bir hayli çalıştım fakat bunların çoğunu, kitabın içeriğini muhtemelen ağırlaştıracağı için kitaptan çıkartmak zorunda kaldım. Neticede, amacım özellikle gençler için “bir bilim adamının ilginç bulduğu meseleler hakkındaki düşünceleri”ni içeren bir kitap ortaya koymaktı, sanırım bir nebze olsun başarabildim. Özellikle gençlerden gelen geri bildirimler benim için oldukça cesaretlendirici oldu.
Devam kitabı yazmayı düşünüyor musunuz?
Aslında tam olarak bu kitabın devamı olmasa da, Fraktal Düşünceler’de kısa bahsettiğim bazı düşünce ve fikirlerin geliştirilmiş halleri üzerine iki kitap çalışmam daha var. Uzun süredir vakit bulamadığımdan tamamlayamadım ama iki yıl içinde tamamlama niyetim var. Bu arada sürekli olarak özellikle üniversite gençleriyle yaptığımız seminer ve konferans toplantılarında bu gelecek çalışmalar için zihin jimnastiklerine de devam ediyoruz.

Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
Kitapta aslında “bilmek” dediğimiz eylemin hepimizin işi olduğu ve bütün bilginin aslında aynı gerçekliğin parçaları olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. Benim gibi sinirbilimleri ile uğraşan bir fizyolog da olsanız hem hayatın her yönüne dair söyleyebilecek sözleriniz vardır; hem de kendi konunuzda bile kesin konuşmaya yetmeyecek kadar bilgi sahibi olduğunuzun da farkında olmalısınızdır. İşte özellikle bilimin son yirmi-otuz yılda fark etmeye başladığı yeni bilimsel gerçeklerden de hareketle, insani erdemlerimiz ve düşünce namusu üzerine bir takım mesajlar vermek istedim. Fraktal Düşünceler’in esas motivasyonu sanırım budur.
Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Aslında iletmek istediğim çok mesaj var ama bunları sanırım kitaplar halinde derli toplu sunmak en iyisi olacak. Ama elbette, çok yönlü okumalarını salık vermek buradan hemen yapmam gereken bir şey. Günümüzde gerçekliği anlamayı en çok zorlaştıran şeylerden bir tanesi, bilgilerin ve ifade fırsatlarının sınırsız çeşitliliği. Bu yüzden gerçeğin peşindeki zihinlerin iş gücü çok artıyor. Eskiye oranla okunacak, düşünülecek ve anlaşılacak çok fazla şey var. Ben de bu süreçte özellikle gençlere yardımcı olmak için elimden geleni yapmaya çalışacağım.
Kitabınızla ilgili nasıl tepkiler aldınız?
Türkiye’de kitap okurunun çok fazla geri bildirim vermediğini biliyorum. Fakat genç arkadaşlardan aldığım tepkiler beni oldukça şaşırttı. Kitabı okuduktan sonra benim hiç tahmin etmediğim çok ilginç fikirlerle bana dönenler oldu. Ayrıca bana ulaşan tepkilerin hemen tamamı son derece olumluydu. Bir kaç arkadaşım kitapta kendilerine göre gördükleri eksik ve yanlışlıkları da bildirdiler. Ama genelde, oldukça samimi olarak yazmaya çalıştığım bu metinler yine çok samimi olarak karşılık gördü diyebilirim.
Kitabınız yazar olarak size neler kazandırdı?
Bu benim ilk kitabım; dolayısıyla insanın arada bir kendisini “yazar”mış gibi hissetmesi güzel bir şey. Ama onun dışında yazmanın büyük bir sorumluluk olduğunu da fark ediyorsunuz. Önceden hiç kitap yazma telaşım yokken, şu anda geçen zamanla ilgili suçluluk duyma psikolojisi başladı; zira yazacağım her kitapta olduğu gibi Fraktal Düşünceler de eksik ve o eksikleri bir an önce elimden geldiğince tamamlamam gerekiyor.
Mutlaka herkesin okuması gereken kitap/ müzik/film sizce hangisi?
Subjektif bir listem var aslında: Türkiye’de yaşayan herkesin Alev Alatlı’yı hatmetmesini öneririm mesela. Özellikle Yaşasın Ölüm ile Kabus ve Rüya başlıklı kitapları gerçekten bende çok etkili olmuş kitaplardır. Müzik deyince aklıma Dream Theater’dan başkası gelmez pek; zira yıllardır her daim en fazla dinlediğim grup o oldu. Filmlerde ise çok zengin bir listem var fakat elbette henüz seyretmemiş olan varsa Matrix ve Crash adlı filmleri tavsiye ederim.
Sağlık haberciliği üzerine düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Benim de hasbelkader içinde bulunduğum bir sektör olarak dergicilik özellikle ülkemizde kötü durumda. Sağlık haberciliği ise sizin gibi bu işe gönül vermiş bir kaç ismi hariç tutarsak halen oldukça yetersiz düzeyde. Zira sağlık alanında yapılan haberler, diğer tüm alanlarda olduğu gibi sadece insanları haberdar etmekle kalmıyor, sağlık alanındaki insanlar arasında da bir iletişim aracı olarak çok önemli bir görev ifa ediyor. Ülkemizde dergi ve dergiciliğin neredeyse can çekiştiği günümüzde maalesef tüm sektörler de bundan nasibini alıyor. Umuyorum, özellikle dijital yayıncılık çağına girdiğimiz şu zamanlarda, kaçırmak üzere olduğumuz haber tabanlı iletişim fırsatını tekrar yakalayabilelim.
Türkiye’deki çalıştığınız alandaki çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sinirbilimleri ile uğraşıyorum; Türkiye’de müstakil kongresi ve derneği olan büyük bir çalışma alanıdır sinirbilimleri. Her yıl Nisan ayı Türk sinirbilimcileri Ulusal Sinirbilimleri Kongresi başlığı altında bir araya gelerek çalışmalarını paylaşırlar. Türkiye’de son yirmi yıldır gerçekten hızlı ilerleyen ve gittikçe daha gözde hale gelen bir alan sinirbilimleri. Fakat yine de hayal ettiğimiz global ivmeyi yakalamakta başarılı değiliz. Bunun önemli sebeplerinden birisi insanların münferit gruplar olarak çalışmaları ve gruplar arasındaki iletişim ve alışverişin oldukça sınırlı kalması. Eğer iletişim ve paylaşım kanallarını açacak faaliyetlere daha fazla ağırlık verebilirsek, çok önemli ilerlemeler kaydetmememiz için bir sebep göremiyorum. Elbette sinirbilimleri ile ilgili dernek ve kuruluşlarımız bu konuda gerçekten güzel çalışma ve faaliyetler yapıyorlar; fakat biraz da bu alandaki bilim insanlarımızın bireysel olarak bu paylaşım ve iletişim kültürünü benimsemeliler diye düşünüyorum.
Hâlâ planlayıp gerçekleştiremediğiniz projeniz var mı?
Olmaz mı? Mesela halen bir müzik albümü çıkartamadım. Üniversitede Knighmare grubu olarak çıkarttığımız demo albümü saymazsak. Bilimsel alanda ise elden geldiğince farklı proje ve sorunlar üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Umarım yakında hayalim olan araştırma merkezimizi kurma çalışmalarında ciddi bir mesafe alacağız. Ayrıca dünyanın en güzel fotoğrafını çekmek, çocuklarımı dünyanın en iyi insanları olarak yetiştirmek gibi hedef ve arzularım da var ama bakalım gelecek neler gösterecek?

ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR!

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler:

Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

– Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.
8 Mart Perşembe günü saat 23:00’a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 9 Mart Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.

ÇEKİLİŞİ Müjgan Gedik KAZANDI. ADRESİNİ İLETTİĞİNDE KİTABI GÖNDERECEĞİM